Kağıt Heykel Sanatı ve Sanatçı Gülcelal Yılmaz


Kağıt Heykel Sanatı, daha önce duyduğumuz sanat dallarına pek benzemiyor olmalı diye düşünüyorum. En azından ben yaklaşık bir sene önce tesadüfen tanıştım. Bu yazının asıl yazılma amacı da, bu sanatın Türkiye'deki bilinen tek temsilcisinden bu işin eğitimini alma şansına sahip olmam. Dolayısıyla, böyle bir sanatın bilinirliğine bir katkı olabilirse yazım, ne mutlu bana. 

Öncelikle kağıttan heykel mi yapılırmış, alçıdır o, hamur mu?.. falan gibi önyargılara cevap olabilecek bir tanımlama yapmak yerinde olacak sanırım. Evet, kağıttan heykel oluyor. Hem de, o bildiğiniz gazete kağıdı ve karton, aralarına tutkalı da alarak öyle bir 'Bir' oluyorlar ki, zannedersin hep tektiler. Muhteşem eserlerin yaratılması adına bir araya gelişleri öyle kendiliğinden olmuyor tabii ki. Hem naif, hem usta ellere ihtiyaç duyuyorlar. Hayal edebilen ve hayal ettiklerini gözle görülür, elle tutulur hale getirebilen cesur ve güzel mi güzel bir yürek olmadan o sanat eserleri çıkar mı hiç ortaya ;) İşte, bildiğimiz kağıdın bu muhteşem geri dönüşümüne eşlik eden, ve bu sanatın ortaya çıkmasına öncülük eden kişi de, Sevgili Hocam Gülcelal Yılmaz.

Kursun ilk günü 

Kendisiyle ilk karşılaşmam, daha önce bir televizyon kanalının internette yayınlanmış haberi sayesinde oldu. Asıl hikaye, yaklaşık bir yıl kadar önce yine tesadüf(tesadüf diye bir şey yoktur :)) bir şekilde, gazete kağıtlarından biblo yapımının anlatıldığı bir programa denk gelmemle başladı. O kadar çok beğendim ki, ben bunu denemeliyim diyerek youtube videoları izledim. İlk biblomu yapıp boyayınca da kendisine aşık oldum :)) Sonra başka modeller denedim falan derken, yaptıklarım beni tatmin etmemeye başladı. Yüzleri yapamıyordum mesela. Ya da hayal ettiklerimi ortaya koymaya yetmiyordu elimdeki teknik. Bu defa kağıdın dönüşümüne dair araştırma yapmaya başladım internette. Bazı videolar var ama daha çok yüz kalıbı nasıl çıkarılır veya esnek kağıt sanatı gibi şeylerdi. Ne zamanki doğru sözcükleri seçip; 'kağıt heykel sanatı' yazdım internete, işte o anda aradığımı da bulmuş oldum. Ardından inanılmaz bir şaşkınlık yaşamam bir oldu. Tanrım, nasıl bu kadar şanslı olmuştum, kurs oturduğum yerde ve Halk Eğitim Merkezi'ndeydi. Benim, Kağıt Heykel Sanatı ile ve Sevgili Hocam ile tanışmam böyle oldu. Kendi çalışmalarımı bulabileceğiniz Ay Simyacısı @ay.simyacisi adlı İnstagram sayfamdan ve hangi aşamaları yaşadığımdan daha detaylı bir şekilde başka bir yazıda bahsedeceğim. Ama şimdi, -girizgahımız tamam olduğuna göre- gelelim asıl mevzuya ;) Gülcelal Yılmaz'ın bu sanata yönelişi nasıl olmuş, kendisine sordum. Sanat müziği çalan radyomuz eşliğinde, derste yapmış olduğumuz mini söyleşimiz ise şöyle;

- Hocam, Kağıt Heykel Sanatı'yla buluşmanız nasıl oldu?

- Kağıt Heykel derken, taa başa dönmemiz lazım. Ankara Devlet Tiyatrolarında butafor olarak çalışıyor iken, gazete kağıdından mask yapardık. Sahnedeki sanatçı suratına tutuyor, veya lastikli oluyor kafasına geçirerek oynuyordu. 1998 yılında emekli oldum. Kahve ya da dışarılarda gezmeyi de pek sevmediğimden evde oturmayı tercih ediyordum. Evde, başladım mask yapmaya. Bir süre sonra yeter artık dedim maska. Mask yapıyorum da, acaba heykel nasıl olur?.. Kağıt hamuru yapıyorum o zamanlar. İlk yaptığım heykeli kağıt hamurundan yaptım. Bana göre çok da güzel oldu ;) İlk yapıyorum ya, koydum balkona kurusun diye. Sabahleyin kalkınca baktım ki, olduğu gibi çökmüş. (Gülüşmeler :)) Yap-boz diye bir tabir vardır ya, yapa boza bugünlere geldik. Aradan geçti 22 sene. 

- Kağıt Heykelin Türkiye'de sizden başka temsilcisi var mı?

- Bu konuda tekim, alternatifim yok. Hatta , şöyle söyleyeyim; internet bir dünya penceresi. Dünyanın neresini istersek görebiliyoruz. Kağıt Heykel diye yaz, karşında beni göreceksin. 

- Tıpkı benim sizi bulduğum gibi hocam :) Peki bu sanatı devredebileceğiniz, sizin gibi öğretebilecek biri var mı?

- Kursumuza gelen arkadaşlarımızdan Murat Hocanız var bu işi yapacağım diyen. Fakat şu sıralar rahatsızlığı dolayısıyla aramızda değil. En kısa zamanda atlatıp aramıza dönmesini diliyoruz. Çok yetenekli ve çok başarılı kendisi. Başka genç bir arkadaşımız vardı. O da heves etti fakat, devam edemedi maalesef. 

- Ben kursa ilk geldiğimde derslerde Murat Hocam da vardı. Ve bu vesileyle, acilen şifa bulması dileklerimi tekrarlamış olayım ben de. Hocam, biz çıraklık konumundayız. Sizin gibi ustalaşıp öğretebilecek konumuna gelenimiz yok aramızda. Ustalık seviyesine gelebilir miyiz bizler de?

 Tabii ki. Gelemeyeceğiz diye bir şey yok. Her zaman söylüyorum size. Heykelde en zor kısım, kafa. Bütün mesele kafayı yapabilmekte. Onu güzel yaptıktan sonra gerisi kolay. Bir de çok sevip, vakit ayırmak. Hatta, bu sanatla böylesi bir aşkla uğraşıyor olmasaydım belki de göçerdim. Beni ayakta ve hayatta tutan şey; heykellerim. Bir ara, bir talip çıktı heykellerime. Sonuçta para kazanacaktım ve tekrar aynılarını yapardım istersem. Ama evladımı elimden alıyorlarmış gibi hissettim ve veremedim.

- Hocam, bir de haberlere konu olan, adeta müze haline dönüşmüş bir eviniz var. Biraz da ondan bahsedelim yeri gelmişken. Ne hissettiriyor size böyle bir evde yaşamak?

- Heykelleri almak isteyen kişi dolayısıyla evdeki heykelleri saydım, 60 heykel var evde. Her birinin bir hikayesi, bir anlamı var ve onlar da benimle yaşıyor gibiler.



Hocamla yaptığımız sohbetin ses kaydında olanlar bu şekildeydi. Benim Gülcelal Hocamdan asıl öğrendiğim şey, onun deyimiyle; "Bizde tüh yok" Ne zaman bizlerden biri "Eyvah, yanlış bir şey yaptım" diyecek olsak, Hocamız hemen bu cümleyi kurar. Bize imkansız diye bir şey olmadığını, illa bir yolu olduğunu öğretti. Babacan tavırları, kucaklayan yapısıyla, benim ve eminim ki gelmiş geçmiş tüm kursiyer arkadaşlarım için de öyledir; ailemden bir parça gibi kendisi. Mesela bilmediğim bir şey mi var, Hocam bilir nasılsa rahatlığındayım artık sürekli. Hani elinden her iş gelir derler ya, tam da öyle. Erkek işi olarak bilinen bir sürü aracı kullandım sayesinde :) En son düş kapanı yapmayı öğretti hatta bana. Ay Simyacısı'nın en gözde ürünlerini hep canim Hocam sayesinde üretip geliştirdim. Bana kattıkları öyle çok ki... Sizlere TV'de yayınlanan haberi ve kendisinin sosyal medya hesaplarını bırakacağım aşağıya. Mutlaka göz atın ve takibe alın ki; yeni heykellerinden, masklarından, lambader ve diğer çalışmalarından haberdar olabilesiniz. İzmir'de oturuyorsanız ve Kağıt Heykel Sanatına ilginiz varsa kursumuzda yerimiz var. Bekleriz ;) 

Sanata, sanatçıya, Sevgili Hocama, Hocamın öğrencisi olmuş ve olacak olan dostlara, sanatı seven herkese kucak dolusu sevgilerimle...

Kağıt Heykel Sanatçısı Gülcelal Yılmaz ve eserlerine ulaşabileceğiniz hesaplar:

Facebook , İnstagram1 ( ygulcelal )  İnstagram2 (Sanatinkagitladansi)










Kağıt Heykel Sanatı ve Sanatçı Gülcelal Yılmaz Kağıt Heykel Sanatı ve Sanatçı Gülcelal Yılmaz Reviewed by Aytül Laçin - aynahikayesi.blogspot.com on Cumartesi, Ocak 09, 2021 Rating: 5

7 yorum:

  1. Ooooo çok iyi, bazı tasarımlara bayıldım. Eğitim daha kaliteli olduğu ve el yeteneğine önem verildiği 90'lı yıllarda "el işi" dersinde çoook daha amatör olarak, kağıt hamuru ile bu tip çalışmalar yaptığımızı hatırlıyorum. Tabi öğrenci yeteneği ile bizim yaptıklarımız bunların yanından bile geçmiyordu. :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Burada o kadar az ki yayınlayabildiğim, hesaplarındaki fotoğraflara da göz atın derim :) Ben de elişi dersi görülen dönemdenim. Her şeyin çok daha insancıl olduğu zamanlardı gerçekten. Biz sanat severlerin yetiştireceği çocuklarla geleceğin güzelleşeceğini umut ediyorum. Çok teşekkürler yorumunuza :)

      Sil
  2. Ellerinize sağlık olmasanız boyle değerli sanatçıları öğrenemeyecektim.

    YanıtlayınSil
  3. Ne kadar müthiş! Kendisini tanımadığım için ayıpladım kendimi.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Canım Semi, senlik bir durum değil ki, Gülcelal Hocam medyatik olmadığı için kendisini ve sanatını tanımıyorsun sadece. Sevgiler...

      Sil

Blogger tarafından desteklenmektedir.