Filmin İçine Girmek / MÜSLÜM BABA

https://aynahikayesi.blogspot.com/2019/01/filmin-icine-girmek-muslum-baba.html

(16.11.2018 tarihinde, Akhisar Postası'nda yayımlanmış olan yazım.)
"Herkes cennette doğar, bazıları cehennemde büyür. Benim gibi... "

'Müslüm' filmi gösterime girmeden önce merak uyandırmıştı bende. Gösterime girdiğinden bu yana ne kadar çok seyredildiği de gündem konuları arasındaydı. Hakkında çokça yazıldı, çizildi. Bir kısmını okudum yorumların. Genellikle çok beğenildiği üzerine fikir birliğindeydi bir çoğu. Fakat ben en çok kadına şiddeti normalleştirdiği yorumları nedeniyle gidip, kendim değerlendirmek istedim.

Hafta içi olmasına rağmen oldukça kalabalık bir salondaydım. Film başladı ve salonda hiç kimse kalmadı. Hatta salon da kalmadı. Meğer sinema salonu diye girdiğim yer, bir zaman makinesiymiş. Filmi, filmin içinde ve her karesinde, en yakın tanık olarak izledim adeta. Özellikle ilk yarı bir ara nefesim sıkıştı sanki. İlk defa film izlediğimi unutup, müdahale edesim geldi bazı sahnelere.  İyi ki dedim, yalnız gelmişim bu filme. Çünkü bir şeyin içine girmek istiyorsan; her karakterle empati kurabilmeli ve etraf kaygılarından uzak olmalısın. Özellikle benim gibi ağladığının izlenmesinden pek hoşlanmayan biriyseniz, yalnız izleyin derim. Empatiye gelince; her oyuncu o kadar oynadıkları karakterlere bürünmüştü ki, Müslüm Gürses'in yaşadığı derin acıyı duydum yüreğimde. Filmin bir repliğinde dediği gibi; "Sen benim ciğerimsin. Çiğerimi delme, deşme!" Ciğerim sızladı babası annnesini ve kız kardeşini gözünün önünde öldürünce. Bu izlediklerimin gerçekten yaşandığını bilmek canımı tekrar acıttı. Reenkarnasyon düşüncesi geçti içimden. Dünyaya gelmeden, öğreneceğimiz deneyim adına ailemizi kendimizin seçtiğinden, ve bazı insanların zoru seçtiklerinden bahsediyordu okuduğum bir yazıda. Yoksa, diğer türlüsünü düşünmek; Müslüm Baba : "Herkes cennette doğar, bazıları cehennemde büyür. Benim gibi... " derken, 'adaletin bu mu dünya?' sorgulamasıyla, beni biraz daha filmin içine çekiyordu. Haydar Haydar'ı dinlerken, daha bir yakınlaşıyorduk. Diğer şarkıların seçimi ve sunumu da tam tadına vardırıyordu Muhterem Nur'la yaşadıkları aşkın.

Kadına şiddeti normalleştiren bir kusur aradım bir yandan. Hiç de böyle bir ifade göremedim. Sadece bir sahnede Muhterem Nur'un dayak yemiş olmasına rağmen: "Benim anneme borcum var. Beni dünyaya getirirken öldüğü için borçluyum. Ya ben sana sevmeyi öğreteceğim, ya da sen beni öldüreceksin." diye bir repliği vardı. Geçirdiği kaza sonrası dayanılmaz baş ağrıları ve ara ara bilinç kaybı yaşaması dolayısıyla kendini alkole teslim etmesi gibi hiç bir sebep şiddeti olabilir kılamaz tabii ki. Fakat zaten bu sözlerden sonra Müslüm'ü terk ediyordu. Filmin, kadına şiddeti meşrulaştıran bir yanı yok yani. Peki, çocukluğunda kendisi ve annesi şiddete maruz kalmış biri, ilerleyen zamanlarda, kendisi de bir başkasına nasıl şiddet uygulayabilir? Böylesi travmalar, canı acıyanın can acıtmasına mı yol açar? Bu acıyı bildiği halde, en sevdiklerinden ya da en yakınındakilerden mi alır intikamını? Psikoloji ve sosyoloji bilimi bu konuda ne diyor? Ve en önemlisi, dünyadayken cenneti yaşamayı hak ediyor olan tüm çocuklara, nasıl cehenneme düşmeden yardım edilebilir?

Konserlerinin kendini kaybetme raddesine gelen bir kitle tarafından izlendiği gerçeği de, bilimsel bir tez konusu olabilecek boyutta. Hele ki bir hayranı tarafından sahnede bıçaklandığı düşünülünce, rehabilite edilmeye çokça ihtiyaç olduğu daha bir ortaya çıkıyor. Filmin yapımcısı Mustafa Uslu, Gürses'in babasının gerçekten çok kötü biri olduğunu söyleyerek, "Müslüm Gürses'in babası küçük kardeşi Ahmet'i annesine, Müslüm'ü ise kendisine benzetirmiş. Asla babası gibi bir baba olmak istemediği için baba olmaktan hep korkmuş. Bir gün baba olduğunda içindeki canavarın canlanacağı ve babası gibi bir baba olacağı korkusuyla, evlat sahibi olmaktan hep kaçınmış. Kendisini de 'Ben zaten babayım. Benim evlatlarım var. Bana baba diyorlar.' diyerek teselli etmiş. Bu korkularından dolayı, 'Topluma zararlı bir adam olurum, yeni doğmuş bir cana kötü davranırım, kötü bir evlat yetiştiririm.' diye bundan feragat etmiş." derken, sözlerine şöyle devam ediyor: "O kadar dramatik ki, Müslüm Gürses'in hayatı gerçek olmasa ve birisi anlatsa, kimse inanmaz. Hadi canım böyle bir hayat mı olur? Bir insanın başına bunlar mı gelir denirdi." Filmi dramatik göstermeye çalışmak şöyle dursun, bazı dramaları törpülediklerini söylüyor.Bana göre de arabesk tarz müzik yapmış birini, -tüm acılarına rağmen- arabeskleştirmeden aktarmayı başarmışlar izleyiciye.

Benim için Müslüm Gürses, bir zaman çalıştığım radyonun en çok istek alan şarkıcısıydı sadece. Hatta yayında Müslüm çalarken, diğer deckten başka şarkılar dinlemekti.(filmi izleyene kadar yani). Şu anda filmin ruhunu tekrar hissedebilmek adına her ne kadar kendisini dinliyor olsam da, dinlemekten hoşlandığım bir kaç parçası olmasına rağmen genelde dinlemeyi tercih etmeyeceğimi biliyorum. Yani filmi izleyen, Müslümcü olup çıkmıyor. Ama, bir şeyi daha iyi anlıyorsunuz; hikayesini bildiğiniz bir insana asla ön yargıyla yaklaşamıyorsunuz.

Filmi kaç kişinin izlediği, hasılat rekorları kırar mı gibi konulara değinmeyeceğim. Çünkü benim için ne rakamların ne sıfatların önemi var. Tek önemli olan bana hissettirdiği duygu. İster komedi, ister dram içersin. İzlediğim/dinlediğim her neyse beni içine alabiliyor mu onunla ilgilenirim. Ve ben, tüm ekibiyle, tek ruh yakalamış bir film izledim. Ne mısır çıtırtısı duydum, ne bir fısıldaşma. Filmde hani sessizliğin hakim olduğu sahneler olur ya, işte oralarda bile kimse sanki nefes dahi almıyordu. Sanırım o anlarda, bu salon diye girdiğimiz zaman makinesinde herkes kendi yolculuğundaydı.





Aytülpedia ;)

Vizyon tarihi: 26.Ekim 2018
Oyuncular: Timuçin Esen (Müslüm Gürses)
                   Zerrin Tekindor (Muhterem Nur)
                   Ayça Bingöl (annesi)
                   Erkan Can (ustası-Limoncu Ali)
                   Taner Ölmez ( kardeşi)
                   Erkan Avcı (menajeri)
                   Şahin Kendirici (genç Müslüm)
                   Turgut Tunçalp (babası)

Senaryo: Hakan Günday
                Gürhan Özçiftçi

Yönetmen: Ketche
                   Can Ulkay

Güven Kıraç, Erkan Kolçak Köstendil gibi sevilen oyuncuları da görmenin mümkün olduğu filmde, Timuçin Esen, şarkıları çok başarılı seslendiriyor. 




Filmin İçine Girmek / MÜSLÜM BABA Filmin İçine Girmek / MÜSLÜM BABA Reviewed by Aytül Laçin - aynahikayesi.blogspot.com on Salı, Ocak 29, 2019 Rating: 5

28 yorum:

  1. Filmi izleyen biri olarak yorumlarınızı çok yerli yerinde buldum. Emeğinize sağlık

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler. Aynı duyguların oluşturduğu aynı düşüncelerdeyiz ne güzel :)

      Sil
  2. henüz izleme imkanim olmadi film hakkında biraz önyargım vardı ama bunu senin güzel anlatıminla o ön yargı geride kaldı gerçekten izlemiş kadar oldum 😊en kısa zamanda izleyeceğim emeğine sağlık canım benim sevgiler 😊🌸

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öncelikle ben çok etkilendiğim ve çok beğendiğim için yazdım. Ama aynı zamanda önyargıların kırılmasına da bi katkım olursa nefis olur diye düşünmüştüm. Oleyy o zaman :)) Çok teşekkürler, sevgiler canim :)

      Sil
  3. Filmi izleyemedim, çok güzel aktarmışsın.

    YanıtlaSil
  4. ya bir türlü gidemedim..şimdi sizin yazdıklarınızı okuduktan sonra iyice mewrak ettim...yazılarınızı gerçekten çok beğeniyorum...sevgilerimle..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler :) Sizin gibi candan blog arkadaşlarımı çok sık ziyaret edemiyorum bir süredir kusura bakmayın. En yakın zamanda görüşmek üzere sevgiler :)

      Sil
  5. Filmi ben de izledim ve gözlerinin önünde babasının annesini öldürdüğü sahnede bi anda ayağa fırladım dur yapma der gibi... Gerçekten büyük prodüksiyon... Ayrıca yazının başında vermiş olduğunuz tarihi yanlış yazdınız galiba 16.11.2019 yazıyorda... Selam ve Dua ile ...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynı duygu yoğunluğunu ben de yaşadım. Sinemada olduğumu unutup müdahele edesim geldi. Bu da filmin başarısını ortaya koyuyor zaten.
      Yazının başındaki tarihi düzelttim. Uyardığınız için çok teşekkürler. Selamlar size de...

      Sil
  6. Çok izlemek istedim, fakat İsviçre’ye Türk filmleri gelmiyor artık. Eskiden gelirdi. Sinema işine mi girsem be yapsam? Almanya bu konuda çok şanslı. Neredeyse Türkiye ile aynı anda vizyona giriyor filmler. Çok Türkiye’li olduğu için olabilir. Fakat pek güzel yazmışsın be.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Film işine girmek kesinlikle iyi fikir. Hem iyi oara kazandırır hem de daha çok izleyiciye ulaşabilir filmler😉
      Çok teşekkürler canim😍

      Sil
  7. Bu güzel yorumdan sonra mutlaka izleyeceğim. Üstelik Ayça Bingöl de varmış:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler😊
      Ayça Bingöl de diğer oyuncular da çok iyiydi👍

      Sil
  8. Yazılarına baktım. Bende yeni bloga sahibim. Seni izleyici olarak takibe de aldım. Desteklerini bekliyorum. iyi günlerin olsunnn...

    YanıtlaSil
  9. Hoş geldiniz ;)
    Blog serüveninizde bol şanslar dilerim. Ben de takibe aldım sizi. Sevgiler...

    YanıtlaSil
  10. Hayatinin zorluk icinde gecmesi cok üzücü, filmin gercek hayat hikayesini anlatmasi da tabii daha cazip kiliyor. Ben gencken neden sevmedigime gelecek olursam, konser görüntülerinde izledigimiz siddet unsuru ve bunun normal kabul edilmesiydi. Sanatci hayranlarinin bu davranislarini kabul ediyorsa insan ya onun da normal buldugunu veya aman para kazanayim da nasil olursa olsun diye düsündügünü varsayiyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence de, insanların durum ve olaylar karşısında verdikleri tepkiler, o insana dair fikir sahibi olmamızda en etkili yöntem. Ona göre sevip sevmemeye karar veriyoruz. Şiddetin normalleştirilmesinin ne kadar hazin sonuçlara yol açtığı da aşikar dediğin gibi canim.

      Sil
  11. izlemedim ama izliycem. hakan günday yazmış senaryoyu. şahsiyet dizisini yazdığı gibi. yakınlarda gündayın sekiz kitabını okudum. ilginç yazar. kötümser, karanlık, sert olsa da dili ilginç :) evet, o müslümü yazabilir, ona uygun bence dee :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kötümser yazarlardan uzak duruyorum genel olarak ama, gerçekten yaşanmış bir acıyı da çiçekler böceklerle nasıl anlatsın dimi yani :)
      Aynı yazara ait altı kitap bitirdiğine göre merak ettim şimdi :)

      Sil
    2. sekiz kitabını okudum. bak, en iyi romanı kinyas ve kayra'yı oku bence. bir de istersen daha ve az adlı romanlarını :)

      Sil
  12. MÜSLÜM filmine gittim çok harikaydi özellikle annesinin ve kardeşinin ölüm sahnesi çok gerçekçiydi birde mercedesin takla sahnesi. çok güzel paylaşım olmuş teşekkür ederim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben teşekkür ederim. Türk filmleri son yıllarda iyi yapımlara imza atıyor gerçekten ;)

      Sil
  13. Aytülcüm gelmiş :) Nasıl derinden anlatmışsın! İlk başta salon boşaldıyı okurken ‘yanlış salona girmişim’ diyeceksin sandım :D unutmuşum edebi becerini :)))
    Filme gitmemiş, çokça duymuş, hatta fazlaca dinlemiş, görmüş biri olarak bu filmin yorumundan bu kadar etkileneceğimi düşünmemiştim! Helal olsun harika yazmışsın!
    Yaşadıklarına ise yorum yapamıyorum. Kaldırabileceğim cinsten değil.. Allah kimseye yaşatmasın 😞
    Aytülpedia’na bayıldım... ❤️

    YanıtlaSil
  14. Canimm Dağınığım hoş geldin :)
    Yaşadığım veya izlediğim ya da her ne olursa olsun bir şekilde çok etkilendiğim şeylere dair yazmayı seviyorum. O duygu yoğunluğu okuyana da yansıyor. O yüzden sevmişsindir. Çok teşekkür ederim, beğenmene sevindim canim :)

    YanıtlaSil

Blogger tarafından desteklenmektedir.