Tercihlerin Senin SEÇİMlerin Mi?

https://aynahikayesi.blogspot.com/2018/06/tercihlerin-senin-secimlerin-mi.html 

"Potansiyeline doğ, kaderinin efendisi ol. Olmaktan, doğmaktan, dönüşmekten yoksunma."

                                                                                                                                Azra Kohen



Kahvaltıda çay mı, meyve suyu mu tercih edersiniz? Ya da; 'bir kahve içmeden kendime gelemem' diyenlerden misiniz? Uyandığımız andan, tekrar kendimizi uykuya teslim ettiğimiz ana kadar geçen bir günlük zaman diliminde, farkında olarak ya da olmadan ne çok tercihte bulunuyoruz. Bunlar genelde rutine girmiş ihtiyaçlarımızı gidermek amaçlıyken, her zamanki tavrımızın dışına çıktığımız, nadir zamanlardaki seçimlerimiz vardır bir de. Var olan seçenekler içinden tercih ettiklerimiz de, bizi biz yapan değerlere dönüşür. Yaşadığımız duygu durumlarının yoğunluğundan kaynaklanan, ezberlenmişin dışında tepkiler belirler davranışlarımızı bazen de. Duygusal tepkilerin hangi seçeneklerden hangi tercihleri doğurduğu da bu konunun can damarıdır. Ve bu da, insanın nasıl bir hayat yaşayacağını belirler. Daha ötesi; bedensel ve ruhsal ihtiyaçlarımızın ne kadarını karşılayabildiğimiz şartlara sahip olduğumuz da, bir o kadar önemlidir seçeneklerin oluşmasında.

Olasılıkların sonsuzluğa uzandığı bir evrende yaşıyor olsak da, andaki gerçekliğimizden oluşur seçeneklerimiz. Bir kuş gibi uçabilmeyi seyahat seçeneklerimize dahil edemesek de, zeki insanlık, kendi seçeneklerini oluşturmaya devam ediyor. Sürekli gelişen teknoloji sayesinde bir çok konuda seçenek çoğalıyor. Fakat tercihler ne yazık ki ekonomik yetersizlik, eğitim eksikliği, sağlık bozukluğu gibi bir çok sebeple sekteye uğruyor. Azaldıkça azalıyor, küçücük kalıyor eldeki seçenekler. Hem de, eşit bir şekilde gelmişken hepimiz bu dünyaya... Tanrının sevgiden doğurduğu insanlık,  kendi içinde ayrışmaya başlıyor. Ego dediğimiz bencillik sarıyor, güç sandığı karanlığa tapanları. Doğa bize cömertçe sunarken yaşamı, güç saplantılı insanlar, sahip olma duygularının zirve sarhoşluğuna kapıldıkça, karanlığa yanaşıyor insanlık. Bir de karanlıklarda doğanlar var. Açlığın, savaşların, türlü kötülüğün içine doğanlar... Peki onların tercihleri hangi seçeneklerden oluşur?..  "Adına hayat şartları dediğimiz farklı sıkıntılar yaşarken, nasıl kendi tercihlerimizle yaşarız o halde?" dediğinizi duyar gibiyim. Bu soruyu ne zaman aklımdan geçersem, şu dizler düşer dilime:



"Bir tanem!
Son mektubunda: 
'Başım sızlıyor
Yüreğim sersem!'
diyorsun.
'Yaşayamam!'
Yaşarsın karıcığım, 
kara bir duman gibi dağılır hatıram rüzgarda;
yaşarsın, kalbimin kızıl saçlı bacısı
en fazla bir yıl sürer
yirminci asırlarda 
ölüm acısı."

https://aynahikayesi.blogspot.com/2018/06/tercihlerin-senin-secimlerin-mi.html

Nazım Hikmet, şiirinde daha çok aşktan doğan ölüm acısına değinmiş olsa da, intihar dışındaki hiç bir ölüm tercihlerimiz arasında değildir. Nefret duygusunun pençesine takılıp, bir başkasının ölmesini, yaşamasına tercih etmeyenler için değildir en azından. Fakat, bir de müdahale edemediğimiz evrensel yasalar vardır ki; bedenin ölümsüzlüğünü bir tercihe dönüştüremedi henüz insanlık. Belki yarım bir yaşam kalıyor geride kalanın elinde, belki ince bir sızı düşüyor yüreğine zamansız. Baharsız gelen kış soğuğu gibi yakıyor ellerimizi karanlık. Yaşamsa, değişiyor devam ederek. Nazım Ustanın dediği gibi; yaşanan tüm acılara rağmen, yaşam devam ediyor . Ve içinde bulunduğumuz durum her ne olursa olsun, nefes aldığımız sürece umut hep var. Yaşamaya cesaret edenler için, daha mutlu olabilme ihtimalinin hep olduğu gibi... Hem yere çöküp bir süre bekledikten sonra daha sağlam basmaz mı insan?.. Eğer zaten ayaktaysan, yanındakine de elini uzat. Omuz omuza verince, daha kolay aşılır zorluklar. Yaşadığımız bin bir çeşit  hayata rağmen, tek bir ortak noktamız var; insan olmak! Hiç birimizin parmak izi, sesi, kokusu birbirine benzemeyecek kadar eşsizken, tek bir ortak amacımız var yaşamlarımızda; 'Mutlu Olmak' ! Karanlıkların dostları olan, hırs, öfke, ego, nefret, kin duygularına hizmet edenlerin gölgesinde, lütfedilmiş bir şey değil yaşamak! Sokağa çıkarken giyeceğin kıyafetin etek boyu gibi sıradan bir tercih de, gölgelerden çıkıp, zaten senin olan aydınlıkta yaşamak ya da karanlığa hapsolmak da senin seçimin.

Bir de; seçimlerimizin kısıtlanmasına sebep olan, sistemin geleneksel kurallarmış gibi gösterdiği toplumsal yaptırımlar vardır. Geleneklerimiz geçmişimizle bağımız, yaşatılması gereken değerlerdir yalnızca. Çocuk gelinler mi, kan ya da namus davası mı gelenek? Cana kıyan törenin içine tüküreyim! Dünyayı paylaşabilmemiz için soyumuzun aynı DNA'lardan mı gelmesi lazım illa? Bire bir aynı duygu, düşünce, veya bedene sahip olan kaç kişi var yaşamda? Ten rengi, gelenekler, diller ile parçalanıyoruz; hepimiz birken.  Zenginliğine zenginlik, gücüne güç(?) katacak bir kesim tarafından, aç ve cahil bırakılıp, düşünüp sorgulama hakları, hatta temel insan hakları elinden alınan biat ediciler için kaç tercih,  kaç seçenek kalır ki elde?


Toplumları, insanları ayrıştıran, savaştıran sebeplerin başında gelense; inançların farklılığının kullanılması. Oysa, insanlar inançlarında özgürdür. Kendi tercihleri doğrultusunda oluşur seçimleri. Hiç bir tercih cevaplamaz sorularını bazen; tercihsizlik bile kendi seçimi.  Din kalp işidir. En derin mahremimse; kalbim. Benden içeri Ben'i bulduğum yerim. İçine neyi koyacağıma da, ben karar veririm. Tercihler arasından istediğini seçme hakkı yalnızca senin! İnançla, inançsızlıkla ayrıştırmalara, inanç tercihlerini sana dayatmalarına, en çok da; -ruhunla olan bağlantı noktan kullanılarak yönetilmeye- boyun eğip eğmemek de senin seçimin. Egemenliğin kayıtsız şartsız sana ait olduğu bir vatanın evladı iken, ve nice can, laik, bağımsız, adil bir vatanda özgürce yaşa diye, kendilerine verilmiş yaşam hakkını senin uğruna feda etmişken hem de...


Yetenekli olduğumuz işlerde eğitim alarak üretime katılmak, sağlıklı birer birey olarak yaşamımızı sürdürmek, temel insan haklarımızdır. Emeğin sömürülmediği, barışçıl bir dünya sıradan bir talepken,  kabadayı edebiyatıyla, sindirmeyle delikanlı olunmayacağını bilirsin. Muhtaç olduğun kudretin asil kanında olduğunu, ve kanındaki asaletin, asıl kaynağının kimselere boyun eğmeyişinden geldiğini de bilirsin; tüm kan emicilere inat! Her birimiz kendi eşsizliğimizce parlarken, her birimizin farklı renkleri var. Farklılıklarımız bütünlüyor bizi. Bize bağımsız ve onurlu bir yaşam sunan Cumhuriyetimize, Ata(ları)mıza bir teşekkür fırsatı belki şimdi. Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller için; yakmalı karanlıkları dönüşüm ateşiyle. Rengarenk bahar çiçekleri gibi yeniden açmalıyız artık. Hem bu kış, fazla uzun sürmedi mi?


Acıyla boğuşan değil, bilim sanatla uğraşan, sevgi ve barış içinde yaşayan, düşüncenin suç sayılmadığı, özgür, mutlu bir dünyada yaşamak ütopya mı yoksa? Çoğu zaman hayalini yaşamak, bir anda olmaz masallardaki gibi. Asıl güzel olan, her adımını hissetmek çıkarken merdivenleri. Hayat da, bir hayali özgür iradenle deneyimlemek değil mi? Belki bu, bugünün gerçeği olamayacak. Ama çocuklar yetişkinlere, gelecek gençlere emanetken, eğitim yuvalarının, sorgulamayan ve yalnızca  biat eden köleler yetiştiren, birer  örümcek yuvasına çevrilmesi de senin seçeneğin.


Belirsiz yollarda savrulan kayıp bir nesile dönmeden geleceğin, yazgı diye yutturmaya çalışsalar da tek tercihin, seçim yine de senin!



Aytülpedia ;)

Tercih: Bir şeyi öbürüne göre daha iyi, üstün veya önemli sayma, yeğ tutma, yeğleme.


Seçim:  1- Seçmek eylemi.

              2- Oy verilerek yapılan seçme işi.

Gelenek: 1- Geçmişle olan bağlantı.

                 2- Öteden beri yapılagelen şeyler, alışkanlıklar.

Töre:  Bir toplumda yazılı olmayan, gelenekleşmiş kanun ve kurallar.




Akhisar Postası 22.05.2018 tarihli  yazımdır.
Tercihlerin Senin SEÇİMlerin Mi? Tercihlerin Senin SEÇİMlerin Mi? Reviewed by Aytül Örcün - Ayna Hikayesi on Salı, Haziran 19, 2018 Rating: 5

10 yorum:

  1. "Beş parmağın beşi de bir değil" derler ya hani, oysa ki aynı ele, aynı kola aittir beşi de.
    Nitelik olarak ta, nicelik olarak ta ayrıdır beşi de birbirinden, biliyorum.
    Bana uzatılan beş parmaktan "birini seç" diyorlar.
    Oysaki ben başka bir yoldan yürümek istiyorum. Onların işaret ettiği değil, başka bir yol...
    Kol aynı kol, beşi de farklı olsa ne olur...?
    Benim seçimim; başka bir yolu, yaşamanın...
    Eşit, âdil, özgür, sınıfsız ve sınırsız yaşamanın, bir başka yolu var elbette; ve işte ben o yoldan yürümek istiyorum.
    Beş parmağın "aynı kolu" değil ki benim yolum...
    Seçim benim değil mi, bir başka "seçenek" istiyorum...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Her ne kadar aynı kolun parmakları olsak da, başka başka parmakların farklı hücrelerinden oluşuyoruz. Benzersizliklerimizi birleştirebileceğimizi tek ortak noktamızsa, yaşamı korumak ve çoğaltmak. Bilinen yoldan gitmek her zaman kolaydır. Oysa, her kolay olanın doğru ve güzel olmayacağının farkında olanlar daha mutlu bir yaşamın mümkünlüğünü bilenler için, yeni yolları keşfedip büyütmek en güzel yaşam biçimi sanırım ;) Sunulan tercihleri reddetip yeni seçenekler oluşturmak da bizim yolumuz olsa gerek :))
      "Gerçekçi ol, imkansızı gerçekleştir." Che Guevera en başucu cümlelerimden :)

      Sil
  2. Seçim yapmak önemlidir
    O nedenle bir şey sorduğunda Fark etmez diyen birini görünce çok gıcık olurum
    Nasıl fark etmez? bayağı fark eder
    seçimler tercihler çok önemlidir değil mi?
    umarım aydınlık bir gelecek için akıllıca ve güzel bir seçim yaparız
    sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bazen naiflik olsun diye seçimi başkasına bırakmak başkalarının da isteklerini önemsediğimiz illa benim dediğim olsun diye diretmemeiz öğretildi geleneksel olarak. Ama ben de "Hayır" diyebilip, kendi seçimini dürüstçe ve kendinden emin olarak ortaya koyabilmekten yanayım. 'Fark etmez' lafı kendini inkar etmek, yok saymak bir nevi.
      Umarım Fatmacım umarım :) Sevgilerimle...

      Sil
  3. Eline.yuregine saglik Aytülcüm.doğruyu olması gerekeni daha nasil anlatabilur insan bilemiyorum.Teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben teşekkür ederim Haticecim. Hep hayal ettiğimiz güzel günler gelsin artık :)

      Sil
  4. Önceden seçim yapma lüksüm olduğunu düşünürdüm. Sonradan anladım ki birbirimize ince ince ağlarla bağlıyız. Çevremizde olup biten her şey bizim seçimlerimizi de belirliyor. Kaderci değilim elbet, diğer yandan bazen ne yaparsan yap olmuyor. Olmadığı için üzülmek ya da hayat bu deyip olabileceğini umut etmek veya başka bir seçeneğe heyecanını kaybetmeden yönelebilmek, tabi şartları zorlayarak... Çok güzel bir yazı olmuş:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne yaparsan yap bazen olmuyor sahiden :) Bazen, yeterince çaba sarfetmedim mi ya da çok istemedim mi olmadı diye düşünsem de, bizim dışımızdaki etkenlerin etkisi de çok. Ama en güzeli elinden geleni yapıp olmuyorsa yeni yollar denemek. Tam da dediğiniz gibi ;) Ne kadercilik, ne de hayalcilik. Aslolan denge. Çok teşekkür ederim katkınız için.

      Sil

Blogger tarafından desteklenmektedir.