Stephen Hawking / Vazgeçmemenin Hikayesi

https://aynahikayesi.blogspot.com.tr/2018/04/stephen-hawking-vazgecmemenin-hikayesi.html



"İnsanlar medeniyetin doğuşundan beri dünyanın nasıl işlediğini anlamayı arzulamışlardır. Evrenin sınırlılık şartları son derce özel bir şeydir. Ve hiç bir sınırın olmamasından daha özel bir şey olabilir mi? İnsan çabalarının da hiç bir sınırı olmamalıdır. Hepimiz farklıyız. Standart ya da sıradan bir insan yoktur.  Ama hepimiz aynı ruhu paylaşıyoruz. Hayat ne kadar zorlu görünürse görünsün, mutlaka yapabileceğiniz ve başarılı olabileceğiniz bir şey vardır. Sadece vazgeçmemenize bağlı."

Geçen ay kaybettiğimiz ünlü fizikçi, Stephen Hawking'i konu alan bu yazıma, kendisinin cümleleriyle başlamak istedim. Pek çoğunuz zaten tanıyorsunuz onu. O yüzden kendisinin hayatını detaylı bir şekilde anlatmayacağım. Ama onun, bilime ve yaşama katkıları öyle muhteşem ki, akademik kariyeriyle anılan bir bilim insanından çok daha fazlası.

Doğum günü, Galileo'nun 300. ölüm yıldönümüne rastlayan Hawking, yine enteresan bir tarihte hayata gözlerini yumdu. Yani, Albert Eınsteın'ın doğum, Karl Marks'ın ölüm günü, aynı zamanda da Dünya Pi Günü olan 14 Mart'ta.

Tarihe geçmiş isimleri ne zaman düşünsem, eskilere giderim. Adı üstünde; tarihe geçmiş! Aynı dönemde yaşayan ebeveyn-çocuk arasında bile başka çağlardanmışcasına kuşak çatışması yaşanırken, benden çok eski zamanlardaki bambaşka hayatları düşünmek heyecan verici bence. En keyifli yanıysa, bu dahi akıllardan biriyle, aynı zamanda yaşamış olmak. Hem de bilim çevrelerinde, Einstein'dan sonra en büyük dahi kabul edilen kişiyle.

Aklın maddeye üstün olduğunu söylesem, bana  katılır mıydınız? İçinizden geçeni, yani evet dediğinizi  duyar gibiyim. Akıl üstün olmasaydı, bunca teknolojik gelişmeye ulaşamaz, bilimsel bulgularla evrene dair gerçekleri keşfedemez, sağlık alanında ilerleyemediğimiz için yaşamın uzunluğu ve kalitesine dair  sahip olduğumuz konumda olamazdık...  gibi bir çok örnek sunmamız mümkün bu soru karşısında, öyle değil mi?  Peki, tüm bu örnekleri tek bir isim ile açıklayacak olsaydık?.. Tabii ki bu isim, 21 yaşındayken yakalandığı, tedavisi olmayan ALS hastalığını yenip, çağının en saygın ve başarılı bilim insanlarından olan, Stephen Hawking olurdu. Bunu ben söylemiyorum yalnızca. Bazı teorilerini birlikte geliştirdiği, dünyanın en ünlü matematikçilerinden Roger Penrose da, onu,  'aklın maddeye üstünlüğünün sembolü' olarak niteliyordu. Sadece 2 yıl ömrü kaldığını öğrendiğinde idealist bir üniversite öğrencisiydi. Gün geçtikçe yürümesi, konuşması, hatta nefes alması bile etkilenir oldu. Hayatını bir tekerlekli sandalye üzerinde, kendisi için özel olarak geliştirilen bir bilgisayar sistemiyle iletişim kurarak geçirdi. Hawking, bana göre, azmin ve yaşama olan aşkın anlamıydı. 


https://aynahikayesi.blogspot.com.tr/2018/04/stephen-hawking-vazgecmemenin-hikayesi.html

"Benim amacım çok basit. Evreni bütünüyle anlamak. Neden var olduğunu..."

Profesör Hawking, yaşama tutkusuyla, ölüme meydan okuyan bir Don Kişot'tu. Üstelik, çalışmayan bir bedende yaşayan bir mega beyinle. Çünkü Don Kişot gibi, onun için de asıl gerçeklik; düşünceydi. Kullanamadığı fiziksel özelliklerine rağmen, dünyanın önde gelen bilim insanlarından fizik profesörü, astrofizikçi ve evrenbilimciydi. Evrenin nasıl oluştuğuna, ve nasıl işlediğine dair, her şeyin tek bir teorisini bulmayı bulmayı hedefleyerek tutundu yaşama. Önceleri, Eınsteın'ın geliştirdiği teoride, yani izafiyet teorisinde eksik kalan kısımları da tamamlamaya çalıştı. Karadeliklerin, parçacık yaydığı için kütle kaybettiğini söyledi. Bu teorik radrasyona artık, Hawking Radyosyonu/Işıması deniyor. En küçüklerin dünyasındaki kuantum teorisiyle, en büyüklerin dünyasındaki görelilik kuramını birleştirmeye çalıştı. "Neden buradayız ve nereden geldik" sorularına cevap bulmak istiyordu.

"Hayatımın 3'te 2'sini ölüm tehdidi altında geçirdim. Her yeni gün son günüm olabilir. Bu yüzden her dakikanın tadını çıkarma arzusundayım... Artık 71 yaşımda olmama rağmen her gün Cambiridge Üniversitesi'ne işe gidiyorum. Hayatta kalmamın anahtarı; zihnimi aktif tutmak ve espri anlayışımı kaybetmemek."


https://aynahikayesi.blogspot.com.tr/2018/04/stephen-hawking-vazgecmemenin-hikayesi.html

Ölümünden altı yıl öncesindeki sözleriydi bunlar. Üniversitede araştırmalarına devam ediyor ve ders veriyordu. Bir zamanlar, Isaac Newton da Cambiridge Üniversitesi'nde profesördü. Yüzyıllar sonra ise Hawking, aynı okulda, eskiden Newton'ın sahip olduğu pozisyona getirilmiş, Lucasiyan Profesör olarak akademik dünyadaki en prestijli ünvanlardan birine sahip olmuştu.


Big Bang'den başlayıp kara deliklere uzanan zamanın kısa hikayesini anlattığı kitabı; "Zamanın Kısa Tarihi" dört yıldan uzun bir süre boyunca çok satanlar listesinde kaldı ve bu sayede Guinness Rekorlar Kitabı'na girdi. Dünya çapında toplam 10 milyon adet sattı. Birkaç yıl içinde kitap 40 ayrı dile çevrildi ve tüm dünyada ün kazandı. 

Büyük talep gören görsel konferanslar verip insanları bilgilendirirken, hayatta kalmasının anahtarlarından biri olarak gördüğü espri anlayışından mutlaka faydalanırdı. "Big Bang Teori" adlı komedi dizisinde rol aldı. Ayrıca, gelecekte geçen "Star Trek" adlı dizideyse, aklı temsil eden dizi karakteri, Isaac Newton ve Albert Eınsteın ve Hawking aynı masada poker oynuyordu. Dizi karakterine dair pek bir fikir sahibi olduğumu söyleyemesem de, geri kalan üçlü arasındaki göndermeler adına izlenesi bir bölüm.


https://aynahikayesi.blogspot.com.tr/2018/04/stephen-hawking-vazgecmemenin-hikayesi.html

Bir çoğumuz kendisini belki popüler kültüre yakınlığı ile tanıdık. Kimimiz kitaplarıyla, kimimiz rol aldığı diziyle, Simpson Ailesi çizgi filminden, veya asıl amacı, yani; bilime katkılarıyla. Stephen Hawking, eli kalem tutamayan bir yazar, kendi sesi olmayan bir konuşmacı, kendisi kahkaha atamasa da herkesi güldürmeyi başaran ince espri zekasına sahip bir dahiydi. Bir İngiliz olmasına rağmen Amerikan aksanıyla konuşan, telif hakları kendisine ait olan sesi kullandı hayatı boyunca. Kendisini markalaştırıp bilimi popülerleştirmeye çalıştı. Bu noktada bilimi popülerleştirmesini eleştirecek olanlara en güzel cevabı da yaşamıyla veriyor zaten. Ben bunu, çocukların oyun yoluyla öğrenme becerisine benzetiyorum. Bizler birer fizikçi veya bilim insanı değiliz elbet. Ama Hawking, bilimi, eğlenceli ve esprili mizacıyla, insanlığa sevdirmenin de yolunu bulmuştu. Kendisinin de söylediği gibi; "Hayat ne kadar zorlu görünürse görünsün, mutlaka yapabileceğiniz ve başarılı olabileceğiniz bir şey vardır. Sadece vazgeçmemenize bağlı."




NOT:  Akhisar Postası'ndaki, 31.03.2018 tarihli ilk köşe yazımdır.




Kaynak:  Barış Özcan'ın Kimdi bu Stephen Hawking? adlı videosu
                Stephen Hawking Ve Herşeyin Teorisi 



                  Fotoğraflar Google görsellerden alıntıdır
Stephen Hawking / Vazgeçmemenin Hikayesi Stephen Hawking / Vazgeçmemenin Hikayesi Reviewed by Aytül Örcün - Ayna Hikayesi on Perşembe, Nisan 12, 2018 Rating: 5

32 yorum:

  1. Harika bir yazı olmuş, teşekkürler :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Asıl ben teşekkür ederim Handan. Sevindim beğenmene :)

      Sil
  2. Çok güzel bir yazı olmuş. Hawking örnek alınacak şahsiyetlerden. Emeğinize sağlık.:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yaşamıyla cesaret veriyor insana. Çok teşekkür ederim Ebemkuşağı :)

      Sil
  3. Stephen Hawking'in yaşadığı gerçekten çok ağır bir şey. Buna rağmen espri yapıp araştırmalarına devam etmesi onu hem hayatta tutan şey olmuş hem de bize örnek oldu.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Böylesi bir azmin ve yaşama sevgisinin karşısında duramıyor demek ki hiçbir şey ;)
      Teşekkürler Özlem.

      Sil
  4. Azmine hayran olmamak elde değil ya kendimi düşünüyorum da, hayatta en büyük korkumdur elden, ayaktan düşmek, öyle bir şey olsa para biriktirip İsviçre'de ötanezi kliniğine gitmek en mantıklısı gelir bana ya da yapabilirsem kendim yapmak. Çok azimli insanmış, bir de şaşırdım adamcağızın zaten günleri sayılıyken ölüm tehditleri ne demek yaaa? Zaten ölecek bir insanı öldüreceksin de ne eline geçecek?:( Son cümle şahane....
    Handan'a katılıyorum harika bir yazı olmuş, eline sağlık.:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Müjdecim aynı korkuyu hepimiz taşıyoruz bir nebze sanırım. Kimse kimseye muhtaç olmadan sağlıklı yaşar inşallah.
      Hawking'in ölüm tehdidi altında yaşaması yanlış aksetmiş canim. Ölümcül olan hastalığı açısından her gün son gün olabilir diye söylemiş.
      Çok teşekkürler canimm.

      Sil
  5. vazgeçmemek çok önemli
    yaparım demek
    hayal kurmak
    sürekli ışıldamak için gerekli
    şahane yazı
    kalemine sağlık canımmm

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 'İstediğin gerçekliğin frekansına uyumlandığında; bu gerçekliği yaşamaktan başka bir şey gelmez elinden' demiş ya Einstein, işte öyle :) Teşekkürler Fatmacım :)

      Sil
  6. kalemine sağlık...
    Enfes bir yazı olmuş ♥

    YanıtlaSil
  7. Yaşamda dik durmanın ve ilmin savunucusu, çağının önemli simalarındandır Stephen Hawking. Bir insanı asıl yaşatan olgunun yaşam enerjisi olduğunu düşünürsek, tebessümüne ve pozitifliğini de hak veririz. Bilgilendirme ve paylaşım adına teşekkürler, sevgi ve selamlarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yaşam enerjisi, çalışkanlığı, bilgiye olan açlığıyla... hayran olduğum bir insandı Hawking. 'O yaptıysa ben de yapabilirim' diyerek ilham olacağı her bir insan için bile yaşamış olması muhteşem bir dahi. Ben teşekkür ederim Mukaddes, sevgilerimle...

      Sil
  8. Muhteşem bir beyin,eline kalemine sağlık canım benim,sevgilerimle :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Canim arkadaşım çok teşekkürler tüm desteklerin için :) En kocamanından sevgiler benden de...

      Sil
  9. Yeri doldurulamaz bilim adamlarindan. Azmine zaten hayranim ama onunla ilgili belgeselleri izleyip anlattiklarini okuyunca bircok konuda düsüncelerimi etkiledi diyebilirim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim de Hawking'le ilk tanışmam belgeselleriyle oldu. Ve hem bilgi edinmemde hem de inançlarımda çok katkısı oldu. Teşekkürler canim.

      Sil
  10. hayranıyım ben deeee eveeet :)

    YanıtlaSil
  11. Bir kaç hafta evvel sizin profilinizi incelemiş hatta yorum yapmıştım. İzlemeye aldığım için dün sizin profile bakmaya geleyim dedim isminizi bulamadım ve çok üzüldüm. Şuan bunu buraya yazıyorum çünkü sizi bulduğum izlemeye alabildiğim için şuan çok mutlu oldum :)) Sizin makale yazım tarzınızı çooook beğenmiştim, bir şeyler öğrenebilmek ve eksiklerimi kapatabilmek adına sizi yakınen takip edeceğim.

    Stephen hakkında benimde bir makalem var, henüz pişen... Yarın yayına vereceğim kısmetse. Sizin kadar başarılı olmasa da, güzel bir şey çıkartırım umarım.

    Aytül hanım, bu güzel kaleminiz yazmaya devam etsin sonsuza kadar...sevgilerrrr :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhabalar Sevgili Melissa :)
      Ne güzel sözler bunlar, çok mutlu oldum. Hepimiz birbirimizden bir şeyler öğreniyoruz. Çok teşekkürler. En yakın zamanda geliyorum yazılarını okumaya. Kocaman sevgilerimle...

      Sil
  12. Muhteşem bir yazı olmuş tebrikler.

    YanıtlaSil
  13. Harika anlatmışsınız 😀

    YanıtlaSil
  14. "Zamanın Kısa Tarihi" harika bir kitap. Bu adamın azmi kolay bulunur bir şey değil. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle öyle :) Kitabı okumadım henüz ama okuyacağım mutlaka.

      Sil
  15. Hayranıydım, dile getirmeniz çok hoş.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yaşamı, kişiliği ve yaptıklarıyla hayran olunmayacak gibi değil gerçekten, çok teşekkürler :)

      Sil
  16. "Önemli olan bedeninizdeki engeller değil, kafanızdaki tembelliklerdir" sözünde yaşam felsefesini anlatmıştır büyük bilim insanı. Düşündüğümüz ve anlamay çalıştığımız ölçüde değer katarız hayatımıza. Üstadı anmak, bilmediğimiz bazı yönlerine ışık tutmak adına yazınızı çok beğendim. emeğinize sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kafalardaki tembelliğin, bedendeki engellerden daha engelleyici olduğuna ve insanın her koşulda yapabileceği bir şeylerin varlığına dair örnek bir hayat gerçekten.
      Çok sevindim beğenmenize, çok teşekkür ederim.

      Sil

Blogger tarafından desteklenmektedir.