Kırık Kaset / Sivas 2 Temmuz

https://aynahikayesi.blogspot.com.tr/2017/07/krk-kaset-sivas-2-temmuz.html
2 Temmuz 1993
Yürekleri katran tutmuş, içlerine çökmüş karanlık, acımasızlık mizaçları olmuş...

Bu, gerçek bir Ayna Hikayesidir.Bugünün tarihine dair bilgiler, ülkemizin acı olaylar tarihinin en kara günlerinden biri olarak internette, tüm gerçekliğiyle var zaten.Bir kez daha okuyun, bir kez daha izleyin.Öfke duymak için değil! Yüreğimize salınmış zehrini, kan kusmak için değil! Çemberi oluşturmanın tek şartının, el ele tutuşmak olduğunu hatırlayabilmemiz için yapın bunu.'Klas hayat' kandırmaca özendirmesinin esir aldığı bedenleriniz bu kadar mı uyuştu? Hiçbir bağımlılık terk edilemez değildir! Kaç vakittir örttünüz perdelerini kalbin? Hatırlayın lütfen! Asıl görevi bizi korumak olan, bir annedir zihin.Atın bütün öğrendiklerinizi ve, tekrar, bir ceninin kalbine doğun.Yaşanan gerçeklere karşın, bir ceninin kalbi orası.Canlı ve gerçek.Ama, bir o kadar da ruha can verecek kadar duygu yüklü.Eşikte, kapı aralığında, kozada kaldık.Ama bir kelebek kozadan yardımla çıkamaz.Kozayı açarken harcadığı çaba, aynı zamanda uçmasını sağlayacak.

Her sabah olduğu gibi çalıştığım radyoya doğru yola koyuldum.Gazeteci amcamla şakalaştık; "Yine haberleri zamanında okuyamayacaksın.Ben hazır ettim senin için hepsini.Acele et!" dedi.Gülümseyerek, o dönemde yayımlanan bütün gazeteleri aldım ve koşar adım radyoya girdim.Yerel, küçük bir radyoydu bizimkisi.Kasetlerin baş tacı olduğu yıllardı.Hatta bir raf bana aitti.Abimin kasetlerinden ve kendi edindiklerimden oluşturduğum kendi arşivim bile vardı.Arabesk bir radyoda çalıştığım halde yarım saatlik bir rock programı yapıyorsan Pink Floyd, Led Zeplin... 'lerini kendin getirecektin.Ya da -arasıra da olsa- Neşet Ertaş, Ruhi Su, İlkay Akkaya'yla kulakların pasını almak iyi gelirdi.Ulusal ve yasal olan gazetelerden önemli haberleri seçer, okurdum.Onlar, artık, haber merkezimiz tarafından hazırlanan haber saatimizin parçası olurdu.

Tüm gazetelerin ortak konusu Sivas'tı.Okudukça; üzüntü, öfke, endişe, acı... tüm duygularım birbirine karıştı.Nasıl olurdu?

Birinin diğerini öldürdüğü 3. sayfa haberleri vardı.İnsanların birbirlerini öldürdüğü sahnelerin en kalabalığıysa savaşlarda yaşanmıştı.Okulda tarih derslerimizde, en çok da savaş tarihi okumuştuk.Ama adı üstünde tarih, gelmiş geçmişti.Benim savaştan anladığım; biri ya da birileri senin doğuştan gelen haklarına müdahale ediyor ve üzerinde hakimiyet kurup tanrının sana verdiği en özel haklardan olan seçme iradeni gasp ediyorsa, yani özgür bir can olarak geldiğin dünyayı sana dar ediyorsa kendini ve yaşam alanını korumaktır.Birilerinin boyunduruğu altında yaşamak, yaşamak değildir.İşte o zaman barış içinde yaşayabilmek adına, savaşmak zorunda kalırsın.Oysa bir canlının dünyaya gelişindeki en özel anlam; yaşamı korumaktır.Ama savaşta değildi ki ülkem... Peki bu yaşanan neydi böyle?..

Bedeninde taşıdığı kalp ve beyni, -aslında kutsal olan tek şeyle- yani sevgiyle yüceltmek yerine karanlıkların hizmetkarı olmuş ne çok insan varmış meğer.18 yaş masumiyetimin, bekareti bozuldu o gün.Sesim titreyerek okuduğum ilk haber bülteniydi.İnsanlığın yoksunluğuna ilk tanıklığım.Diri diri yakılan bedenlerin ateşi düştü yüreklerimize.İnsanlar bu kadar kötü olamaz dedikçe, -geniş hayal gücümün bile yetmediği- acılar her yerde...

Öğleden sonraki canlı yayın, o dönemin modası rumuzların birbirlerine istedikleri şarkılarla devam etti.Hayat, yaşayanlar için tüm sıradanlığıyla sürdü... Ertesi gün işe geldim.O gün patronum erkenden gelmişti radyoya. "Stüdyoya git bak, sonra gel konuşalım." dedi.İçeriye girdim ve kasetlerimi toplamaya giriştim.Kimi ezilmiş, çoğununsa sadece kapakları kırılmıştı.Tam, "Bunu kim ve niye yapar?" diye bağırıyordum ki, patronum son derece sakin, karşısındaki koltuğu gösterdi.Şaşkın, kızgın oturdum.Anlatmaya başladı:
-Akşam beni aradılar.Senin dün okuduğun haberlerde, Sivas olaylarının katliam olduğundan falan bahsetmişsin.Sana dair bir sürü tehditler savurdular.Sonra da sabah bu manzarayla karşılaştım.

Benim gibi sıradan bir spiker, yasal gazetelerde yayımlanan haberleri okudu diye mi yani bütün bunlar? Aklım zerre kadar almıyordu.İnsanlar böyle olamazdı! Hiç bir din, hiç bir ideoloji, hiç bir politika birine diğerinin düşüncelerini empoze edemezdi.Herkes düşünce ve duygularında özgürdü(?)...  Patronum onların tehditleriyle hareket edip işten kovmadı beni.Ama kendi arşivimden geriye kalanlar yasaktı artık.Yasal arşivim, yasal gazeteler, insan hakları, hak ,hukuk, adalet Türk Dil Kurumunda geçen sözcüklerdi sadece.İlk kez gördüm karanlığı o gün.Ağdalı yapışkanlığıyla yayılan adi karanlığı...


Bu kendi hayatımdan bir gündü.Ayna Hikayesi, genelde iç dünyamın sınırsızlıklarında, çoğu kurgu(?) olan gerçeklerden(?) oluşan hikayeler içeriyor.Benim en severek yazdığım bölüm bu, yani; "Aynamdan" bölümü.  "Aktüel" adı üstünde zaten. Bir de "Kapı Aralığım" var kii, belki de bam telim burası.Bu Ayna Hikayesinde, kırılan kasetlerdim ben aynada.Oysa diğer yanda yanan insanlıktı.

"Ayrılık herkesin kapısını çalar bir gün
Dağlar kararırken ya da günün eşiğinde
Onlar, saz kırıp şiir yakanlar
İçlerinde gezinen bir türküyle
Bastırmak isterlerse derinden ve sessiz
Çalmazlar mı duvarlara kirli bedenlerini...
                                           Şükrü Erbaş

NOT : Bugün Karşıyaka Belediye Tiyatrosunun sahneleyeceği oyuna, tüm İzmir'de olanlar davetlidir. (Oyun ücretsizdir.)

https://aynahikayesi.blogspot.com.tr/2017/07/krk-kaset-sivas-2-temmuz.html




Kırık Kaset / Sivas 2 Temmuz Kırık Kaset / Sivas 2 Temmuz Reviewed by Aytül Örcün - Ayna Hikayesi on Pazar, Temmuz 02, 2017 Rating: 5

21 yorum:

  1. Sadece ülkemizde değil tüm dünyada daima iyiler ile kötüler savaştadır. Kötüler dünyanın her yerinde kendi gibi düşünmeyenleri susturmaya, öldürmeye çalışırlar. Dün biri sosyal medyada Madımak'ı Sivas halkının yaptığını düşünenler beyinsizdir diye yazmış. Ben de "Sivas halkı yapmadı, Japon halkı yaptı" diye yazdım. Düne kadar Fetöcü olanlar, Fetö ile iş tutanlar, pkk'ya açılım yapanlar, akiller icat edenler şimdi chp'lilere, chp'li olsun- olmasın Atatürkçülere, muhalif herkese 'fetöcü / pkk'lı" demeye başladılar. Adamlar basbayağı kendi k...larındaki b...u başkalarına yapıştırmaya uğraşıyorlar. Bu kadar ahlaksızlık görmedim ben. Ve insanlar çok korkuyorlar çünkü AKP, dün Handan'a da yazdım, insanları KORKUTARAK, BASKIYLA TERBİYE ETMEYE çalışıyor. Susmazsanız size Fetöcü deriz, bize uymazsanız size pkk'cı deriz. Bu ahlaksızlığın daniskasıdır. Bir referandum yapacağız dediler, referandumun iki şıkkı var evet-hayır. Tutup hayır diyenler teröristtir, darbecidir, pkk'lıdır dediler. E, o zaman niye referandum yapıyorsun? Kısaca AKP iyice ahlaksızlaştı. Düne kadar Melih Gökçek, Rasim-Nagehan karıkocası hepsi Fetöcüydü şimdi bir olmuş ne kadar Fetöcü varsa "Aman bize Fetöcü demesinler " diye CHP'yi ve akp'ye muhalif herkesi Fetöcü ilan etmeye başladılar.
    Öyle ahlaksızlar ki, işte yürüyen insanlara bok döküyorlar. Bunlar ahlaklı insanlar yapabileceği şeyler değil. Halkın yarısından çoğunun kendilerine KARŞI olduğunun FARKINDALAR ve bu onları korkutuyor, ellerindeki güç gitmesin diye de bizi sopa göstererek, sizi Feöcü der içeri alırız pkklı der içeri alırız diyerek terbiye etmeye çalışıyorlar. Susar, boyun eğersek bizi terbiye etmiş olurlar, boyun eğmez, direnirsek biz onları terbiye ederiz.

    Çok uzun oldu, kusura bakma....:(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Rica ederim canim.Aksine, zaman ayırıp katkıda bulunduğun için çok teşekkür ederim.Yaşadığımız gerçekleri yansıtmışsın.
      Kurtuluş savaşımızı kazanmamızdaki en önemli etken, milli birlik duygularıyla birbirimize insanca bağlı oluşumuzdu.İnsanların birbirlerini dinleriyle, inançlarıyla, hiçbir ayrılık gözetmeksizin bir olup boyunduruğa karşı koyabilmeleriydi.Şimdiyse, insanlar birbirine düşman edilmiş durumda.Öfkeyle korkuyla biat ettirilmekte.
      Hiçbir din cana kıymayı haklı görmez, göremez.Din adı altında asıl şeytanların hizmetine girmiş cehalet.Barış isteyenlerse yanmakta :(

      Sil
  2. Söyleyecek cümle bulamadım... İnsanoğlu niye böyle? Diye düşünmeden edemiyorum:( Kaleminize sağlık... Sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler Persephone.Haklısın.Bu yazıyı yazmayı çok istedim günlerdir.Ama klavyenin başına geçince uzun bir süre kilitlendim.Ne desem az gelecekti çünkü :(

      Sil
  3. Ah o Sivas! Hala da aklımın almadığı bir canilik örneğidir; insan denilen yaratığın ne kadar vahşi olduğu zihnime kazındı o gün ekranlarda gördüğüm anda.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tam umutlanalım diye bir dal tutuyoruz insana dair, ve her defa bir vahşetle karşılaşıyoruz.Çok çok acı :(

      Sil
  4. Benim de kökenim Sivas.Böyle bir olayın Sivas'ta olması bizi de çok üzmüştü.Biz ailecek çünkü herkese hoşgörülü olun diye yetiştirilmiştik.İnsan olmanın bazı gerekleri var.Azra Kohen insanımsı diyor bu tür insanlara.Dilerim insanımsı sayısı azalır ve sizler gibi insanların sayısı artar.Bu yazın için sana gönülden teşekkür ederim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yurdagülcüm asıl ben teşekkür ederim.Sivaslı ve senin gibi sevgiyle yoğrulmuş arkadaşlarım var.İnsan insandır, nerede doğup büyümüş olduğunun bi önemi yok.Keşke bütün kimliklerimizden arınıp sadece özümüze, insana geri dönebilsek.Dileğin dileğimdir.İnsansıların da insana evrildiği günlerin bir gün geleceğine inanıyorum.

      Sil
  5. Olay acı.. yazı güzel.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Umarım güzellikler üzerine olan yazılarımız çoğalır.Teşekkürler canim.

      Sil
  6. Sivas bu ülkenin çirkin yüzünü anlatan en korkunç olaylardan biri. Fakat burada bu insanlarda böyle bir potansiyel var ve her an kullanılmaya müsaitler. Daha kimlerin arkasından gittiklerini ya da gerçekte ne yapmış olduklarını bile anlamayacak kadar zavallılar. Ne desek boş ne desek az. Geri gelmeyecek insanları yok ediyor, silinemeyecek utançlar büyütüyor memleket.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. En tehlikeli insan bilmeden inanandır derler ya, bu ve benzer olayların da en açıklayıcı cümlesidir belki de.Potansiyellerinin tamamını öfke ve vahşetten yana kullanan insanlık için bir çıkış yolu kaldı mı bilmiyorum ama, sadece ümit ediyorum :(

      Sil
  7. Aytül kızım. Bu gün onları anma günüydü. Hepsi nurlar içinde yatsınlar. O günkü zihniyet bugün de mevcut. Bugün Halk tvde ilk defa telefonlarıyla ya da kameralarıyla çektikleri o yanma görüntülerini gördüm, görmez olaydım. Neler söylüyorlar ve nasıl zevkle seyrediyorlar. Akıl almıyor. Senin o zamanlarda spikerlik yaptığını ve o haberi yorumlayarak anlattığın için başına gelmesi muhtemel terslikler o zihniyetten insanların her yerde mevcut olduklarını, 'nasıl bir ülkede yaşıyoruz?' yerleşmiş endişesini yeniden hissetmeme neden oldu. El ele ve birlikte, vatanımız için yürekle diyebilmemiz tümden hayal olmaz dilerim.
    Adalet için o yolları kateden değerli başkanımızın ve tüm katılanların başarıya ulaşması umudumuz. Artık hiçbirimizde bunca acıya dayanacak hâl kalmaz diyedir korkum.
    Kalemine sağlık yavrum. Tüm Sivas şehitlerini saygıyla ve rahmetle anıyorum.Ruhları şad olsun, mekanları Cennet.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler Ece ablacım.Sivas'ta ya da benzer şekilde katledilerek hayatını kaybetmiş olan tüm canların ruhları şad olsun.
      O dönemde kendi yaşadığımdan yola çıkarak anlatmak istedim.Çünkü, senin de dediğin gibi, o zihniyetteki insanlar ne yazık ki her yerdeler.Kötülüğün, asıl içimizdeki şeytanın varlığı çok uzağımızda değil.Kimisi böylesi acı, utanılası bir dramla canından oluyor, berikinin kasetleri kırılarak baskılanmak isteniyor.İnternetteki videolar ve yaşanan bir çok durumdaki tüm acı gerçekler apaçık ortadayken bile önlenmemesi belki daha büyük acı :(

      Sil
  8. İnsanlıktan nasibini almamış canilerin yaptığı katliamdan da öte. Bugünkü ortam daha kötü. Toplum özellikle eğitimsiz bırakılıyor. Üniversiteler nicelik olarak fazla görünse de nitelik bakımından yerlerde sürünüyor. Bilim yerine dogmatik fikirlerle donatılan topluluk sürüden farksız. Böylesine elim bir olayı ört bas edenler, göz yumanlar, tahrik edenler insan değil.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dediklerinize harfiyen katılıyorum.Ve şu anki durumumuzun kilit cümlesi; "Toplum özellikle eğitimsiz bırakılıyor."
      Amaç ve plan dahilinde komplo bir hayatın içine doğuyoruz.En kötüsü de eğitim, barış, sevgi... diye yola çıkanların bunlara maruz kalması.Delikli bir kabın içine kapatılmış sinekler gibiyiz.Doğamız gereği sadece uçmak istiyoruz halbuki :(

      Sil
  9. Okuduğum her kelime her yazıyla o günlere dönüyorum haberleri ağlayarak izlediğim nasıl olur nasıl olur lafını yüzlerce kez tekrarladığımız bir gün hala nasıl olur insalık bu değil diyoruz işte şimdi o insan olmayanlar gerine gerine yönetim kadroların da ödüllendirilmiş gibi yayılıyorlar:(((((((((((((((
    Genelde sakin bir yapım var ama değerler ayaklar altına alınınca söylediklerim beni bile şaşırtıyor:(
    Kaset parçala kitap yak kitaba can veren ormanları yak eee beyinleri ne yapacaksınız gün gelip yine dillere düşmeyecek mi?? Düşmesin diye ebleh ve embesil bir toplum yarattılar ve çoğaltıyorlar ama unuttukları şeyi onlara hatırlatan betona boğdukları yerlerde minicik boşluktan başını uzatan çiçekler hatırlatacak .
    Seviyorum seni :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kızıyorum, üzülüyorum... Böylesi cani varlıkların varlığından ve her geçen gün çoğalma koşullarının daha elverişli hale geliyor olmasından, bugün ve yarınlar adına endişeleniyorum.Ama, nefes almaya devam ettiğimiz sürece, umut edeceğiz.Elimizden gelenin en iyisini yapmak, belki bir gün o narin çiçeklerin renkleriyle kuşatır karanlığı diye...
      Varlığı bana kendimi iyi hissettirenlerdensin canım Haticem."Korku Tüneli" yazımdaki Merih'in ve senin yorumun hep aklımın bir köşesinde.Hissediyorum ve sıyrılıyor kötü hisler.İyi ki varsın/varsınız.Ben de seni seviyorum canım arkadaşım.
      (Bu aralar kimselere uğrayamıyorum.Gelicem ziyarete :)

      Sil
    2. Ben de çok dolaşamıyorum face de gruplardan akan linklerden denk geldikçe yazmaya çalışıyorum Diyarbakıra gitme hazırlıkları gitmeden burada yapılacaklar yoğunum ben de. sıcaklardan ortalık baya bir sakin:))))

      Sil
  10. İçimm yanar,içim yanar da hala kavrulurum...İçim acıyor...
    SUSARIM.....!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sözün bittiği yer Merihim :(
      (Canım arkadaşım yorumuna bu kadar geç döndüğüm için afedersin.Yanıtladım zannetmiştim.Kocaman sevgilerimle sarılırım.)

      Sil

Blogger tarafından desteklenmektedir.