İki Hayat Yaşar İnsan

https://aynahikayesi.blogspot.com.tr/

İlk aklına gelen ünlü söz ne diye sorsalar; "Bir ben vardır bende benden içeri" derim.İlk aklıma gelen şiirse; "Bekliyorum.Öyle bir havada gel ki, vazgeçmek mümkün olmasın" derdim Orhan Veli'ce. Daha nice mısra ve şair kafamda uçuşuyorken hem de... 

Tiyatro grubumuzun olduğu dönemlerde, ilk oynadığım karakter geldi aklıma.Rol seçmeleri için toplanmıştık.Bir de baktım ki, Edebiyat Öğretmenim masada oturuyor bizimle birlikte. O ki, kişiliğine ve zekasına, bilgisine, ve bunu cömertçe olduğu kadar ağır abilikle sunan tavrına hayran olduğum öğretmenim.Verdiğim kırmızı gülü, teneffüs dönüşü yakasına takmış, derste de şiir okutmuştu ya, bendeki heyecanı sorma gitsin.Sonra da, sesimin ve vurgularımın iyi olduğunu söyleyip, radyo televizyon bölümünü tercih etmemi önermişti.Ve o gün o masada bulunma sebebi de, rolleri onun dağıtacak olmasıymış meğer.Hepimiz, sırayla tekstten birer bölüm okuduktan sonra şöyle dedi: "Verin başrolü, şu yüzü kalabalık kız oynasın."Mevsim yaz ama, heyecandan titreyecek gibi olunca, başa çıkamayacağımı anlayıp bıraktım aksın terimi.

Gelelim oynayacağım başroldeki karakterin kim olduğuna.Kore'de savaş zamanı, hasta çocuğuna bakabilmek için fahişelik yapan bir kadın.Ama işin dışında saf ve temiz biri.Yaşaması mümkün olabilecek başka bir hayat belki elinden alınmış, belki de başka bir hayatın varlığından bile habersiz bırakılmış, masum fahişelerden biriydi o da.Ama, neticede fahişeydi.

Şehirde büyümüştüm.Ama küçük şehir.Şehir içi otobüse dahi gerek yoktu o zamanlar.Ondan mıdır nedir, olasılıklar da küçüktü.Kötü kadın denirdi o zamanlar fahişeye.İsmi bile anılmaz, ayıp sayılırdı.O ayıp, bu günah derken çekimserlik işlerlerdi içimize sürekli.Bu yüzdendir hayranlığım, esprilerinden zeka fışkıran, konuşkan, neşeli insanlara.Biraz da karakter meselesi tabii.Karakteri belirleyenlerden biri, yetiştiriliş olsa da...

Hadi bakalım çekingen kız, ilk başrolünde sana fahişelik düştü.Birçoğunun sınav dediği hayat oyunlarından birini oynamıştı bana.Çok hazırlandık, çok titizlendik.Büyüdüğüm şehrin, hayata aşkla bağlı bütün gençleri bir aradaydık sanki, kalabalıktık.Karakterlerden biri de oyun boyu birkaç cümlesi olan biriydi.Ama, tek cümleyle nasıl en iyi oyuncu seçilme ünvanına sahip olunacağını hepimize öğretti.Oyundaki lafı ve sesi kulağımda hala:  "Daha".   Yemek yerken tabağını uzatıp biraz daha pirinç istiyorum manasında; "daha"  diyecekti altı üstü.Uzun uzun tekrar etmekten bıkmadığımız provalarda, vurguyu tutturamıyorduk.Bir süre sonra pes edip oluruna bıraktık.Adam takıntı yapmış evde de çalışmış.Öyle bir girmiş ki role, en iyi performans seçildi.Ben de rol gereği mavi bir gecelik ve sabahlık giymişim.Elim sabahlığın yakasında tamamladım oyunu.Annem, babam, büyüklerim hepsi salonda.Tüm gözler üzerimde.Lise yeni bitmiş.Gençlik de var serde.Utandığımdan rahat davranamamıştım istesem de.Yine de genel eleştiriler  iyiydi.Öğretmenimi yanıltmamıştım.Uzun hazırlıklarımızın her provasında, çocuğunun ölüm sahnesinde tekrar gözyaşı dökecek kadar  "O" olmuştum.Ne kalabalık yüzüm, ne yüksek performansım yetmedi tam olmaya ama, inandırıcılıktan kopmaya yetmişti.Müşterisinin yanında yakasını çekiştirip örten fahişe mi olurmuş?

Şimdi olsa diyorum.Nasıl oynardım acaba? Kimbilir ;) İnsanın sosyal bir varlık olmasından ötürü müdür nedir, tüm aykırı bulduğum yanlarıma karşın, diğer insanlar tarafından kabul görmeyen ahlaki kuralları yok sayamam pek.Öyle öğretildi.Başka türlüsünü bilmedik.Yine de içimdeki titreşen bir şeylerin varlığını hissedebiliyor, beklemediğim anlarda ona karışıyordum.Ve zamanla, içimdeki diğer "ben" i de tanıdım kendimle birlikte.Ve sordum kendime: "Kendim mi benim, bendeki ben mi kendim? " diye ...

"46 Yok Olan İzlemediysen Uyuyakalabilirsin" yayınımda, diziden paylaştığım video sahnesi, aynı soruyu artık bilinçli bir kadın olduğum bu yaşımda tekrar sordurttu bana.(Merak eden olursa, yayına buradan ulaşabilir.)  

İki kişiydik hepimiz aslında.

Birincisi; toplumsal yasalarla, kurallarla, ahlaki değerlerle çevrilmiş, paraya ve topluma mal olmuş, yaşayıp giden tarafımızdı. Bu aynı zamanda, hayata karşı duran en çılgın ve en cesurlar için bile onları tutan bir tarafımızdı.İşin kötüsü, kendisinin bu tarafında yaşayıp gidenlerin, diğer tarafından bile haberdar olmak istemeyecek kadar baskılarla körleştirilmişliğiydi.

İkincisiyse pek bir renkli.Bu tarafta taraf bile yok.İstediğin her şey olabilirsin istediğin an.Feriştah'ın fantezilerinden bile sınırsız bir yan.Burası sana has bir gece gibi.Aklından ve yüreğinden geçen tüm renkler de sensin, tek sınır da sensin sana ...

İki hayat yaşar insan ...
Biri; "ilk aklına gelenler",
diğeriyse; "söylediklerin"  
                                          arasında ...

Hakkımda | Aytül Örcün - Ayna Hikayesi

Aytül Örcün - Ayna Hikayesi
1975 Akhisar (Manisa) doğumluyum.Kızım Doğa dünyaya gelmeden hemen önce, Anadolu Üniversitesi Turizm Otel İşletmeciliği Bölümü'ne veda ettim.Uzun yıllardır -benim için dünyanın başkenti- İzmir'de yaşıyorum.Kalbim hep 35 buçuk atıyor ;). Daha Fazlası

18 yorum:

  1. Tesadüflere pek inanmam.Size fahişe rolünün verilmesi,mutlaka size bir farkındalık katması içindir bence:) Yoksa biz bu güzel yazıyı nasıl okurduk ve yazdıklarınızın üzerinde düşünürdük :)

    YanıtlaSil
  2. Çok teşekkürler yorumlarınızla hep yanımda hissettirdiğiniz için...
    Kesinlikle öyle bence de, herşey bişey katıyor bize.

    YanıtlaSil
  3. Bir de ben vardır, o da benden içerü...

    YanıtlaSil
  4. Kaç iki yaşıyorum onu düşündüm de matematiğim yetmedi. Beni baya bi düşünmeye itti bu yazı, bakalım kendime verecek cevabı bulabilecek miyim?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklısın Yağmurcum, içimizde saklı tuttuğumuz öyle çok yanımız var ki...

      Sil
  5. Yaşamlarımızda bir çok madke takmak zorunda kalıyoruz ne yazık ki... Kendimiz olabilmeyi çok oldu unutalı... Bir çok rol üstleniyoruz hayatta ve onun hakkını vermek için kendimşz olmaktan uzaklaşıyoruz... Kalemine sağlık... Sevgiler..

    YanıtlaSil
  6. Maalesef Persophone.Rollerde bile rol yapıyoruz bazen.
    Çok teşekkürler yorum için.Sevgilerimle..

    YanıtlaSil
  7. Kurallar, mahalle baskısı yorar da yorar. Tabi ki belli dozda kural gerekir. Ama kalabalıklar, yaygın görüştekiler insanı boğar da boğar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Maalesef :( Herşeyin dozunda güzel olduğu gibi, kurallar da baskı düzeyine varmasa keşke...

      Sil
  8. Bir tek kelime "Daha", daha ne kadar güzel anlatılabilirdi ki! Bu yaşanmış hikaye. Siz anlatırken bir an, bir annenin evladı için yapamayacağı fedakarlığın olmadığını anladım. Ve çocuğunu kaybettiğinde ki acıyı taşıdım yüreğime =(. Sizi hayal ettim sahnede. Bir ben vardı ben de onu da siz aldınız. Ve söylemeden edemiyeceğim Orhan Veli, en sevdiğim şairlerden. Kaleminize sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Canım Zehra,(içimden böyle demek geldi) söylediklerin karşısında kelimelerin kifayetsiz kaldığı yerdeyim ben de,yine Orhan Veli 'ce ;)
      Çok teşekkürler,sevgiler...

      Sil
    2. İçinden gelen hitabete bayıldım 😍. Ben çekinirim önce hep, karşımdakinden aldığım tavır ile çok yakın veya çok mesafeli olabilirim. Ama kendimi sana yakın hissediyorum (ben de bu şekilde hitap edersem rahatsızlık verirmiyim bilemedim ) nedeni nedir bilmiyorum. Yazıların mı! İzmir'mi! Yoksa sadece Aytül olduğun için mi! Bilemedim 😊. Ama tahminim hepsinden bir harman ile oluşan bir buket. Ne güzel o zaman senin de izninle hep Veli'ce olalım 🤗 Sevgilerimle

      Sil
    3. İnsan olabilmemizin en birincil kaynağı, sevgi değil mi ki.Öyleyse neden aramamak lazım bazen ;)❤

      Sil
  9. Aytül'cüğüm ne güzel, ne ilginç bir anı, bu yönünü bilmiyordum, zor bir rol vermişler kolay olmamalı, yine de başarıyla üstesinden gelmişsin, hele anne, baban da seyrediyor insan nasıl heyecanlanır:)benim içimde de şu Kill Bill'deki 'Gelin" gibi eline kılıcı alıp tek tek birileriyle hesaplaşmak isteyen biri var ama anacım 60'a doğru nasıl yapacağım bilemiyorum:)))))
    sevgilerimle...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İlahi Müjde, sayende Kill Bill 'deki gelin nasıl bir karaktermiş diye baktım şimdi netten ;) Filmin adını biliyordum yalnızca. Ama sen ruhundan dolayı zaten savaşçı bi kadınsın.Özgurluk savaşcısı.Boşver kılıçları Zeyna'm ;)
      Sevgiler benden de...

      Sil
  10. Merhabaa :) Bloguna bayıldım ve hemencecik takibe aldım :D lütfen benim bloguma da göz at :) https://sofistikedusunur.blogspot.com.tr/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler Ayşe.Çok sevindim.Takipteyim ben de ;)

      Sil